İslamiyet’te Mezhepler Hakkında Bilgi

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam dininde çeşitli mezhepler ortaya çıktı. Bu ayrılıkların başlıca nedeni halifelik sorunudur. Peygamberimizin vefatının ardından kimin halife olacağı sorunu İslamiyet’te Sünnilik ve Şiilik adıyla iki ana mezhebin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bunun dışında sonradan Müslüman olanların eski inanç ve geleneklerini devam ettirme eğilimi ve felsefi etkiler de değişik mezheplerin ortaya çıkmasını desteklemiş oldu.

Bir mezhep olarak karşımıza çıkan ilk hareket Şiilik’tir. Bu mezhebin temelleri ilk halife Hz. Ebubekir döneminde atılmıştı aslında. Emeviler döneminde yaşanan Kerbela olayı ile hızla gelişip kök saldı.

  1. Sünni İtikat Mezhepleri

Üç sünni itikat mezhebi vardır.

a) Selefiye: Selefilik yedi temele dayanır;

-Takdis; Yaratanı yaratılmışların niteliklerinden tenzih etme

-Tasdik; Allah’ın bütün sıfatlarını kabul etme

-Aczi itiraf; Kuran ve hadislerdeki çok anlamlı sözlerin anlaşılamayacağını kabul etme

-Sükut; Anlaşılmayan çok anlamlı sözler hakkında hiçbir şey sormama

-İmsak; Çokanlamlı sözleri yorumlamaktan kaçınma

-Keff; Çokanlamlı sözlerin anlamını düşünmekten kaçınma

-Teslim; Peygamber ve sahabenin bildiğini kabul etme

Selefiler sonradan ortaya çıkmış olan her şeyi reddeder. Fıkıhta ya da inançta akla asla yer vermezler ve hatta kelamla uğraşanları dinden çıkmakla suçlarlar.en büyük dinler

b) Eşarilik: Bu mezhebin mimarı 873-936 yılları arasında yaşamış olan El Eşari’dir. Selefiye mezhebinde olduğu gibi aklın kullanılmasını tamamen reddetmez. Dogmaların doğruluğunun kanıtlanabilmesi için akıl yoluna başvurulabilir. Ancak akıl mutlak bir ölçüt değildir.

Bu mezhebe göre; insan cüzi irade sahibidir ve özgürdür. Dolayısıyla eylemlerinden de sorumludur. Ancak deylemini yaratan insanın kendisi değil külli irade sahibi Allah’tır.

c)  Matüridilik: 852-944 yılları arasında yaşamış olan İmam Matüridi tarafından kuruldu. Bu mezhebe göre dinin doğru anlaşılabilmesi için Kuran ve sünnet dışında akıl da gereklidir. Onlara göre peygamber gönderilmemiş olsaydı bile insan akıl yoluyla iyiyle kötüyü birbirinden ayırabilir ve doğru yolu bulabilirdi. Ayrıca insanlar eylemlerinden özgürdür ancak iradesi sınırlıdır.

Matüridlik, Hanefiler arasında daha çok yaygındır. Bölge olarak belirtmek gerekirse Türkiye dışında Balkanlar, Orta Asya, Çin, Hindistan, Pakistan’da yaygındır.

2) Sünni Fıkıh Mezhepleri: Dört sünni fıkıh mezhebi vardır ve bunlar içtihad için başvurdukları yollar konusunda birbirinden ayrılırlar. Her Sünni Müslüman, bu mezheplerden birinin içtihadlarına uymak zorundadır. Bu mezhepler Hanbelilik, Hanefilik, Malikilik ve Şafiilik’tir.

a) Hanbelilik: 9. Yy.da temelleri atılan bu mezhebe göre akıl, başvurulması gereken en son ölçüttür. Aslolan Kuran hükümleri ve sünnettir. Sahih yani peygamber tarafından söylendiği kesin olan hadisler dışında sahih olmayan hadisler de kesin dayanak olarak kabul edilir. Çok fazla yayılma imkanı bulamamış olsa da 20. Yy.da Suudi Arabistan’ın resmi mezhebi oldu.

b) Hanefilik: 8. Yy.da Ebu hanife tarafından kurulmuş olan Hanefilik, akla önem verir. Bu yönüyle diğer sünni mezheplerden ayrılır. Bu mezhepte hükümlerin yedi temel kaynağı vardır. Bunlar;

-Kuran

-Sünnet

-Sahabenin sözleri ve fiilleri

-Örf

-Kıyas (Kuran’da ya da sünnette bulunan açık bir hükmü benzer bir hukuki soruna uygulama)

-İstihsan (görünürdeki değil gizli olan asıl nedenlere bakılarak yapılan kıyas)

-İcma (din bilginlerinin belli bir konuda vardıkları ortak görüş)

Hanefilik’te tek kişinin aktardığı sahih olmayan hadislere itimat edilmez. Ayrıca sahabenin söz ve fiilleri ancak sünnete dayandığı takdirde kaynak olarak kabul edilir.

Diğer mezhepler ile kıyaslandığında Hanefilik mezhebi daha yaygındır. Bunun en önemli sevbebi tarihte Abbasiler’in ve Osmanlı Devleti’nin resmi mezhebi olmasıdır. Günümüzde Hanefilik mezhebi Türkiye, Irak, Hindistan ve Pakistan’da yaygındır.

c)  Malikilik: 8. Yy.da Malik bin Enes tarafından temelleri atılan Malikilik Hicaz, Irak, Suriye, Endülüs’te yayıldı. Diğer mezhepleri ile kıyaslandığında daha az yaygın durumda olan Maliklik günümüzde Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve Sudan’da etkilidir.

d)  Şafiilik: Enes bin Maliki’nin öğrencisi imam Şafii tarafından temelleri atılan bu mezhepte tek kişinin aktardığı hadisler de kaynak olarak kabul edilir. İmam Şafii Bağdat ve Mısırda fıkıh dersleri vermişti. Bağdat’ta kaleme aldığı görüş ve fetvalarını Mısır’da yazdığı kitaplarda değiştirmişti. Ancak Bağdat’ta imamın eski görüşleri yayılmaya devam etti. Bu nedenle günümüzde bile bu mezhepler ilgili bazı konularda iki farklı görüş yer almaktadır.

Şafiilik Mısır başta olmak üzere Suriye, Irak, İran, Türkiye, Türkistan, Filipinler ve Endonezya’da görülmektedir.

3) Şii İtikat Mezhebi: Şii itikat mezhebi olarak tek bir mezhep; Mutezile mezhebi karşımıza çıkar. Mutezile mezhebi akla büyük önem verir. İnsanın özgür irade sahibi olduğunu savunur. Mutezile mezhebi, Sünni itikat mezheplerinin doğmasına yol açmıştır.

Mutezile mezhebi Basra ve Bağdat bölgelerinde 8. Yy.da ortaya çıkmıştır. Mutezile mezhebinin 5 temel ilkesi vardır. Buna usulü’l-hamse denir. Bunlar;

-Allah’ın birliği; Tevhit yani Allah’ın birliği ilkesi diğer mezheplerle kıyaslandığında çok daha katı ve kuralcıdır.

-Adalet; İnsanlar iyi ve kötü işleri tamamen kendi hür iradesiyle gerçekleştirdiği için eylemlerinden sorumludur. Ancak Allah öyle istediği için insanın kötü işler yaptığını savunmak Allah’ın mutlak adaletini inkar etmek demektir.

-Ödül ve ceza; Allah’ın iyilik yapanları cennet ile ödüllendireceğini ve kötülük yapanları cehennem ile cezalandıracağını önceden bildirmiş olması O’nun adil olduğunun kanıtıdır.

-Orta yer; Allah’ın varlığına inanmamak ya da şirk koşmak dışındaki büyük günahları işleyenler ne mümin ne kafirdir. Bu ikisinin ortasındadır. Ancak tövbe etmeden ölürlerse sonsuza dek cehennemde kalacaklardır.

-İyiliği buyurma ve kötülüğü yasaklama; gücü yettiği ölçüde iyilik yapmak ya da kötülüğü engellemek her müminin görevidir.

4) Şii Fıkıh Mezhepleri: Hz. Ali’nin içtihadlarının temel alan Şii fıkıh mezhepleri arasında en yaygın olanı İmamiliktir. Bu mezhep mensupları Peygamberimizin vefatından sonra halifeliğin Hz. Ebubekir’e değil Hz. Ali’ye verilmesi gerektiğini savunurlar. Ayrıca Hz. Ali’den sonra halifelik görevine sırasıyla kimlerin geleceğini bildiren hadisler olduğuna inanırlar. Bu nedenle Hz. Ali’den önceki Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman’ın halifeliği gibi, daha sonraki Emevi, Abbasi ve Osmanlı halifelerini de kabul etmezler.

İmamilere göre Kureyş’ten olan 12 halife sırasıyla; Hz. Ali, Hasan, Hüseyin, Zeynelabidin, Muhammed Bakır, Caferüs-Sadık, Musa Kazım, Ali Rıza, Muhammed Takı, Ali Naki, Hasan Askeri ve Muhammed Mehdi’dir. 12. Ve son imam Mehdi’nin ölmediğine ve kıyamet yaklaştığında yeryüzüne geri dönerek mutlak adaleti sağlayacağına inanırlar.

Yorum Yap