Geçmişten Günümüze Mezhepler Dünyasına Genel Bakış

18 Eylül 2018 0 Yazar: editör

Geçmişten günümüze mezhepler dünyasına genel bakışa geçmeden önce kelime anlamına bakmakta fayda var. Mezhep kelimesi, bunları benimseyen insanların hayatlarına yön veren ve aynı zamanda siyasi, ahlaki, felsefi ve elbette ilahi ilkeleri de tanımlayan bir kavramdır. Mezhep, farklılıklar gösteren bir dünyadır. Aslında mezhepler bir anlamda fikir ayrılıklarına ilahi kanıtlar sunmaya çalışmakla birlikte toplumda denge kurma çabası olarak da nitelendirilebilir.

Çok genel anlamda bir nitelendirme yapmak gerekirse; mezhepler insani kardeşlik bağları kurmaya ve üyelerine samimiyet sunmaya çalışır.

Her mezhebin kendine özgü bir dünya görüşü vardır. Dogmalarını ya da dini tören kurallarını kendi belirleyebilir. SSCB örneğinde olduğu gibi…

Geçmişten Günümüze Mezhepler Dünyası

Toplumda mezhepler söz konusu olduğunda zamanın Sovyetler Birliği’nden örnekler vermek yerinde olacaktır. Zira Sovyetler Birliği’nde karşımıza çıkan mezhepler, devletlerin kendilerine karşı takındığı katı tutuma rağmen istikrarlı bir muhalefetle varlıklarını sürdürmeyi başarmışlardır.

Rusya, adeta mezhep patlamasının yaşandığı bir ülke olmuştu. 20. Yy. Başlarında Baptistler, Adventistler, Pentekostacılar bunlardan sadece bir kaçıydı. Bu mezhepler dinleri reddeden Marksist-Leninist devrimden sonra da varlıklarını sürdürmeye devam etti. Sıkı bir denetim ve gözetim durumuna rağmen Rusya’da 400’den fazla mezhep varlık göstermekteydi.

Bu mezheplerin yöneticileri ve pek çok üyesi o dönem Gulag olarak adlandırılan kamplara sürülmekteydiler.

Devlet ve Mezhep

Geçmişten günümüze mezhepler konusunda genel olarak bakıldığında toplumlarda ortaya çıkan akımlar, devlet tarafından tanınmış olan dini topluluklarla ortak hareket etmeye yanaşmazlar. Örneğin, Pentekostacılar ve Mennonitler Sovyet devleti tarafından tanınan Baptist ve Protestan birliğiyle birleşmeyi reddetmiştir.

geçmişten günümüze mezhepler

geçmişten günümüze mezhepler

Sovyet örneği dışında mezheplere en belirgin örnekler İslamiyet ve Hristiyanlık gibi büyük dinlerde karşımıza çıkar. Mezheplerin gelişmesi büyük dinleri ilgilendirir zira mezhep faaliyetleri ülke ve kıta sınırlarını aşmaktadır. Toplumsal iletişim araçları ve teknolojinin gelişmesi mezheplerin yayılma hızını ve alanını genişletmiştir.

Hristiyanlık mezhepleri gerçekte ana kiliseye karşı bir muhalefet olarak ortaya çıkmıştı. Bunların ortaya çıkması ise neredeyse Hristiyanlık dininin kendisi kadar eskiye fdayanmaktadır. Günümüzde en fazla ön planda olan mezhepler arasında  “Yedinci Gün Adventistleri” vardır. Bu akım kıyamet düşüncesini öne çıkarmakta ve Hz. İsa’nın dünyaya geri döneceğine inanmaktadır. Bu mezhebin üyeleri ahlaki değerlere fazlasıyla önem verir, asla et yemezler. Sayıları beş milyondan fazladır ve önemli bir medya gücüne sahip olmuşlardır.

Yedinci Gün Adevntistleri dışında 1875’te ABD’de kuurlan “Yehova Şahitleri” de güçlü bir akım olarak karşımıza çıkar. Bu akımın üyelerinden yaklaşık 5 milyonu kendilerini Kitabı Mukaddes’i harfi harfine yorumlamaya adamıştır.

İngiltere ortaya çıkan “Selamet Ordusu” denilen mezhebin felsefesi ise kötülük ve günahlara karşı savaşarak yoksullara Hristiyanlık öğretisini kabul ettirmektir. Bu akımın üyeleri evsiz ve fakirlere yiyecek ve yatacak yer temin etmek için çalışır.

İslamiyet’te de çeşitli mezhepler vardır.  İslamiyet’te Mezhepler Hakkında Bilgi  başlıklı konumuzda bu mezheplere ayrıntılı olarak değindik.

Yeni Akımlar

Bu örnekler dışında günümüzde ortaya çıkan yeni dini akımlar da vardır ki bu mezhepler dine siyaseti ve ve güya bilimi karıştırıp bu yolla mutlak teslimiyet sağlamaya çalışırlar.

Örneğin 1954 yılında Sun Myung Moon tarafından Dünya Hristiyanlığının Birliği Derneği kurulmuştu. Özelliği komünizmle mücadeleye kendini adamış mesihçi bir akım olmasıydı. Ancak kurucu Moon 1986 yılında ABD’de vergi kaçakçılığı suçundan dolayı hapse girdi.

!966’da kurulan Uluslararası Krişnayı Yaşatma Derneği  üyeleri Krişna’yı yaşatmak uğruna inzivaya çekilerek az uyuyor, oruç tutuyor, et yemiyor ve teslimiyet yogası yaparak günlerini geçiriyorlardı. İnanmayanlardan uzak durmaları ve hatta ailelerini terk detmeleri gerekiyordu.

1960 yılında Hindistan’da kurulan Kutsal Işık Misyonu adındaki mezhep her gün yaklaşık iki saatlik meditasyonları gerekli kılan, Tanrı’yı anlamak hedefine dayanan mistik bir mezhepti.

Sonuç olarak büyük dinlerdeki, tarih kadar eski ana mezhepler dışında dünyada sürekli yeni mezhepler, akımlar ortaya çıkmakta, yayılmakta, belli grupları etkisi altına almakta ve pek çoğu etkisini giderek yitirmekte, yerine yenileri gelmektedir. Ancak İslamiyet örneğinde olduğu gibi etkisin hiç yitirmeyen ve hatta güçlenen mezhepler, etkisi ve inananları da azımsanmayacak kadar çoktur.