2. Dünya Savaşı’nda Kullanılan Silahlar

Dünya tarihinin gördüğü ilk dünya savaşı olan ve 1914-1918 yılları arasında gerçekleşen I. Dünya Savaşı, tankların, denizaltıların ilk kez kullanıldığı ve hatta biyolojik silahların da büyük zararlara yol açtığı bir savaş olmuştur. Sivil halk ile birlikte tahmini 10 milyon kadar insanın hayatını kaybettiği bu büyük savaştan sonra, dünyaya huzur ortamı hakim olmak şöyle dursun, ileride başlayacak olan yeni bir dünya savaşına da sadece bir hazırlık niteliğinde sayılabilirdi.

Bu durum özellikle kullanılan taktik, strateji ve silahların niteliğinde karşımıza çıkmaktadır. Bu açıdan I. Dünya Savaşı’nda önem arz eden nokta zırhların mermilere karşı dayanıklılığı iken II. Dünya Savaşı’nda kara, hava ve denizde silahların tahribat gücüydü.

2.Dünya Savaşı’nda yer alan devletler, radar, denizaltıları arama bulma, tepkili motorla itme ve atom bombası gibi yeni silah ve teknolojileri üretimine ağırlık verdi. Ülkeler ekonomi ve sanayilerini de buna göre yönlendirmişti. Örneğin Almanya 1942’de 9395 olan tank sayısını sadece 2 yıl içinde 27300’e; 15400 olan uçak sayısını ise 40 bine kadar ulaştırmayı başarmıştı. Buna karşılık ABD, silah sanayine verdiği ağırlık sayesinde savaş boyunca 96 bin tank, 61 bin top, 296 bin uçak üretimi gerçekleştirmişti.

Almanya’nın lideri Hitler savaş için tank ve uçaklara yoğunlaşmış ve bu yönde bir taktik izlemişti. Nitekim hava gücü açısından kıyaslandığında Almanya’nın Fransa ve İngiltere gibi müttefik devletlere karşı bariz üstünlüğü göze çarpmaktaydı.

Savaşın başında deniz kuvvetleri konusunda Almanya o kadar da üstün sayılmazdı. Örneğin İngiltere’nin 300 gemisine karşılık Almanya’nın 100 gemisi mevcuttu. Almanya bu eksikliğin de çok geçmeden farkına vararak denizaltı geliştirmeye yoğunlaştı ve bu denizaltı saldırıları ile müttefiklerine ağır kayıplar verdirmeyi başardı. Rakam vermek gerekirse; Almanya’nın müttefiklere verdirdiği kayıp 2700 ticaret gemisi, iki zırhlı, altı uçak gemisi, yüzlerce destroyerdir.

Müttefikler ise stratejik bombardımanlara yönelmişti. Havadan yapılan bombardımanlar ile Almanya’nın büyük oranda sivil ve asker kaybı dışında sanayi kuruluşlarının, haberleşme araçlarının zarar görmesi ve dolayısıyla ekonomik gücünün büyük zarar görmesini hedeflemişlerdi. İngilizler tarafından 1942’de Lübeck’te kullanılan sıvı yangın bombaları buna bir örnektir. 1943 yılında da Hamburg’un bombalanması sonucu şehrin bazı bölgelerinde sıcaklığın 1000 derecenin üzerine kadar çıktığı bilinmektedir. Dolayısıyla böyle bir etki can kaybı ve şehirdeki tahribatın da büyük oranda olmasına sebep olmuştur. Örneğin bu bombardıman türü 1945 yılında Dresden şehrinde 135 bin can kaybına, yine aynı yıl Tokyo’da 83 bin insanın ölümüne sebep olmuştur. Bu rakam Hiroşima’da atom bombası sonucu ölenlerin sayısından fazladır. Zira ABD’nin 1945 yılında Hiroşima’ya attığı atom bombası sonucu 78 bin insan hayatını kaybetti. Bunun dışında yaklaşık 14 bin kişi kayıp, 9400’ü ağır olmak üzere yaklaşık 40 bin kişi yaralıydı. Nagazaki’ye atılan ikinci atom bombası ise tam olarak hedefini bulamamış olsa da 36 bin kişinin ölmesine ve 40 bin kişinin de yaralanmasına sebep olmuştu.

Yorum Yap